Yaşlı adam, yüzünde en ufak bir öfke izi olmaksızın, son derece sakin ve derin bir bakışla gence baktı. Gözlerindeki dinginlik, etraftaki onca gürültüye ve kabalığa inat büyük bir otorite taşıyordu.
Sesi, otobüsün motor sesini ve camlara vuran yağmurun hışırtısını bastıracak kadar net ama bir o kadar da yumuşaktı:
“Hayat dersi vermek haddime değil delikanlı,” dedi. “Zaten siz o dersi, belli ki daha ilk sınavda kaybetmişsiniz.”
Gençlerden ortadaki, hafifçe doğrulup bozulduğunu belli eden bir ses tonuyla, “Ne demek istiyorsun amca ya? Lafa bak! Zaten yorgunuz, üstümüze gelmeyin,” diye çıkıştı.
Yaşlı adam hafifçe gülümsedi ve elindeki katlanmış gazeteyi hafifçe sallayarak şöyle devam etti:
“Biraz önce pek büyük hayaller kuruyordunuz. Türkiye’nin en büyük şirketlerinde yöneticilikten, lüks otomobillerden, gösterişli hayat hacimlerinden bahsediyordunuz. Çok çalışmışsınız, önemli iş görüşmeleri yapmışsınız. Tebrik ederim. Kariyer basamaklarını hızla tırmanabilirsiniz, harika paralar kazanabilirsiniz, hatta gün gelip o bindiğiniz lüks arabaların en alasını da alabilirsiniz...”
Adam bir an durdu, bakışlarını gençlerin üzerinde tek tek gezdirdi ve sözlerini tamamladı:
“...Lakin unutmayın çocuklar; insan olmanın, vicdan sahibi olmanın ve bir cana merhamet etmenin bir okulu yoktur. Diploması da verilmez. O koltuğa oturup o sekiz aylık hamile kadına ‘plan yapsaydın’ demenizle, kariyerinizin daha başlamadan bittiğini gösterdiniz. Çünkü siz sadece bir yer vermediniz; merhametinizi, terbiyenizi ve insanlığınızı o koltukta bıraktınız. Şirketler size iş öğretebilir ama adabı, vicdanı ve haysiyeti öğretemez.”
Otobüste çıt çıkmıyordu. Gençlerin yüzlerindeki o kendine güvenen, kibirli ifade yavaş yavaş soldu; alaycı gülümsemeler yerini derin bir sessizliğe ve utanca bıraktı. Etraftaki yolculardan bazıları başlarını sallayarak yaşlı adamı hak buldu, hatta fısıltıyla hak verenler oldu.
Gençler ne diyeceklerini bilemediler; önlerindeki son model telefonlarına bakmaya çalışsalar da artık o ekranlar onlara hiçbir şey ifade etmiyordu.
Yaşlı adam arkasını dönüp sessizce yerine doğru yürüdü. Otobüs, yağmurlu gecenin karanlığında, içinde binbir türlü hayat dersiyle karanlık sokaklarda ilerlemeye devam etti.